iPhone Etkinleştirme Kilidi Kırma Yöntemi

Unutulan iphone etkinleştirme kilidi kırma yöntemi arıyorsanız aşağıda yer alan çözüm yolları ile iPhone cihazınızın etkinleştirme kodunu kırabilirsiniz.

Google Play Durduruldu Hatası Çözümü

Google Play Hizmetleri Durduruldu hatası “Maalesef com.google.process.gapps işlemi durdu” Çözüm yollarını sizin için bir araya getirdik.

Lor Peynirli Hafif Kek Tarifi

Evdeki lor peynirini değerlendirip, bir de yanında kek sahibi olmak isteyenler için.

Sosyal Medya Saçmalığı


Bir yıldır gittiğim her konferansta ve eğitimde anlatıyorum. “Değişim körlüğü ve Sosyal Medya”üzerine konuşmalar yapıyorum. Olay iyice saçma sapan bir hal almaya başladı.Sosyal medyanın hala bir tabana oturmadığını, pazarlama iletişiminde sadece bir araç olduğunu anlatıyorum da anlatıyorum. Maalesef balon iyice şişiriliyor.Şimdilerde içine helyum da basıyorlar. Havalandı balon. Atmosfer dışında patlayacak. Yeryüzüne dönemeyecek, kimsenin haberi yok! Her şeyin bokunu çıkaran insanoğlu bu verimli olabilecek alanın da bokunu çıkarmaya devam ediyor.





En son General Motors (GM) on milyon dolarlık Facebook reklam bütçesini durdurdu da firmalar bir “Ne oluyor yeaa?” dediler. Öncesinde her şey güllük gülistanlık.





Eşinden, dostundan, kızından, oğlundan sosyal medyayı duyan dinazor firma yöneticileri kör topal, sağdan soldan danışman bularak işi yine kendi akıllarınca (eski zihniyetleri) ile çözmeye çalıştılar. Sosyal medya uzmanları pörtledi. Ajanslar ne olduğunu anlamadan sosyal medyacı oldular.Firmalar talep ediyor ya. Nihayetinde ortada rakamlar var. Markalar mutlaka sosyal medyada olmalılar. Bir kısmı “Geç kaldık. Mutlaka burada olmamız lazım!” derken, diğer bir kısmıda işi sadece “Facebook,Twitter” bellediler.  Kimin ne idüğü belli değil.





Aferin! Devam edin! Siz işi sadece Facebook, Twitter zannedin.Yukarıdaki resme tıklayınca büyütün bakalım. Bu yukarıdakilerin hepsini stratejisiz bir şekilde nasıl çözeceksiniz onu düşünün. Bakın kategorize edilmiş her bir mecra. Hangisinin ne işe yaradığını iyice içinize sindirin. Hepsini mevcut kafalarınızla pazarlama süreçlerinizin içine dahil etmeye çalışın. Yöneticilerinizi harekete geçirin.





Sonra da uygulamaya koyulun kendi içinizde. Haydi ne duruyorsunuz?Sağdan soldan ajans bulun. Danışman çağırın. Harekete geçirin pazarlama departmanlarınızı. Şöyle iyice bir kazıklanın sağdan soldan.





Üzülmeyin ama. Hak ediyorsunuz çünkü!





Şu anda sosyal medyaya elini atmış, bir ajansla çalışan, bu konuda danışmanlık alan bütün kurumlar! Soruyorum size? Hala emin değilsiniz değil mi?Olay çok da tatmin edici gelmiyor ama herkes orada diye siz de oyundan çıkamıyorsunuz değil mi? Durun size bir gerçeği söyleyeyim. Bu konuda hakiki manada size fayda sağlayabilecek insan sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor ey ahali. Onları da bulduğunuzda siz yitiriyorsunuz. Peki bu adamları nasıl mı tanırsınız?





Bir Erzurum atasözü der ki;  ”Tohiram hali, çıhmir yuhari.” – Yani Türkçesi işten anlamayana iş yaparsan emeğe saygı bekleme. Bu adamlar size kazanla geliyorlar, siz onları kaşıklarla karşılıyorsunuz.





Aşağıdaki yazıları önce bir okuyun ki dimağınız bu konuda biraz daha genişlesin. Ondan sonra sosyal medya, dijital pazarlama felan konuşalım.Ama ondan önce karşıma çıkan her firmanın, markanın canını acıtırım ona göre.





Vesselam!


Twitter’da yapmamanız gereken 10 şey


Birisi gelip anket yapıyoruz "Twitter’da yapmamanız gereken 10 şey" nedir diye sorsa vereceğim cevap "Kardeş Timeline kirletme yeter" demek benim için yeterli olacaktır. Senin için de cevap aynı mı?




Twitter keyifli ve farklı bir dünya. Facebook alışkanlıklarımızdan çok farklı olan, 140 karakter ile sınırlandırılmış ve bizden farklı içerikler bekleyen bir sosyal ağ.  Nasıl bir kullanım sizi değerli kılmaz, insanları nasıl bunaltır sınız subjektif olarak birkaç maddede belirtmek istedim.




Bilge olmayın : Twitter’da her şeyden bir şey bilen haliniz ile bilge kesilmeyin. Birkaç konuda ahkam kesmek absürd değildir fakat birçok konuda gereksiz yorumlar ile kendinizi  kasmanız gülünç durum oluşturacaktır.  Lipton’un her şeyi bilen kadın moduna girmenizin getirisi değil götürüsü olacaktır.




Gereksiz Twit Atmayın : Her şeyiniz insanları ilgilendirmez. Gün içinde üst üste kişisel twitler girerek, ne kendinizi yorun,ne de takipçilerinizi.  Okula geldim, ders sıkıcı, off metrobüs dolu,koltuk boş yaşasın … Kişisel paylaşım yapmak doğaldır fakat bu kadar değil.  Bu içeriklerde takip eden hiçbir şey bulamaz, tek bulduğu şey koskoca ‘’Banane’’ olur ! Açık açık unfollow edilirsiniz.




Klasik sorular anlamsızdır : Herkesin sıklıkla yapmaya çalıştığı, yüzyıllardır cevapları bulunamayan sorular sormayın. Bazen 140 karakterlik bir dünya olduğunu unutup, cevabı sayfalar olan, hala net cevapları olmayan soruları insanlara sormanın amacı ne olabilir ki ?




Kahveye çevirmeyin : Mention olayını asla abartmayın. Sizi ve mention attığınız kişiyi takip edenlerinde timeline’ı sürekli ikili muhabbetlerle kirletmek hoş bir görüntü oluşturmamaktır. Çok farklı insanlar ile iletişim dışında yakın arkadaşlarınız ile bunu sürekli hale getirmeyin. 1-2 mention sonrası kesinlikle farklı bir şekilde devam edin. DM ile muhabbetinizi devam ettirmek en doğrusu.




Yazışmalar farklı algılanır : Yazışmalarınızda kesinlikle bir şey ifade ederken, riskli ve yanlış anlaşılacak cümlelerde ” :)” kullanın. Bazen sizin hiçbir kötülük düşünmeden yazdığınız twitler çok farklı anlaşılmakta ve farklı tepkilere yola açmaktadır.




Kasmayın : Twitter’ın en akıcı kullanımı kendinizi kasmamanız. İyi bir twitter kullanıcısı olmaya çalışın, RT almaya değil ! Siz zaten üreten, kasmayan bir yapıda olduktan sonra talep görmemeniz imkansızdır.




Sözleri abartmayın : Alıntı sözler derdinizi anlatmak için elbette çok önemlidir fakat gün içinde çok fazla paylaşmayın. Bir dönem Facebook’un en fazla ‘’Like’’ alan edebiyat sayfalarını Twitter’a taşımak pek de anlamlı bir şey olmaz.




Herkese bir cevabınız olmasın : Sıkça rastladığım bir durum bu. Bir kişi bir şey yazar, bir diğeri her yazılana bir‘’mention’’ atar. Herkese, her paylaşılan bir şeyi tamamlayıcı ‘’mention’’atmak zorunda değilsiniz, bu hem yanlış bir kullanım hem de mentionlaşmaya kapılmanız için bir tuzak !




Üst üste bir şeyler yazmayın : Twitter’da yapılan büyük yanlışlardan birisi de bu. Aklınızdaki düşünceyi parça parça twitler ile 7-8 twit atarak girmeyin. Böyle durumlarda kendi bloğunuza geçip,tek bir twit ile söylemek istediklerinizi okutmanız mümkün.




Dikkat RT çıkabilir  : İnsanlar takip ettiği kişilerin yazdıklarını daha sık görmek ister. Bazen ‘’RT’’ olayını abartmamak gerek. Çok fazla beğendiğimiz şeyler elbette olabilir fakat aynı anda 10  kişiyi RT etmek iyi bir sonuç olmayacaktır.




Senin rahatsız olduğun konular nedir bizimle paylaşır mısın?

Sosyal CRM ve Hukuk


Hali hazırda çalıştığım projemiz sosyal medya ajansında Sosyal CRM ve Online İtibar Yönetimi konusunda kendimi geliştirme şansı buluyorum. Aynı zamanda Bilişim Hukuku ile ilgilenen bir hukuk öğrencisi olarak hizmet verdiğimiz ve vereceğimiz markaların sosyal mecralarda müşteri şikayetleri hakkında soru işaretleri sebebiyle yazıyorum bu yazıyı.





Sosyal Medya’daki Fırsat-Tehdit:





Sosyal medya, özellikle “Facebook ve Twitter”, dilin kemiği olmadığını bir kez daha gösterdi hem tüketicilere hem markalara. Markanızın iştahını kabartan müşteri ve müşteri adayları bu mecralarda altın değerinde. Ancak bu kişilerin ürün ve hizmetlerinize yapacakları eleştirilerin getirdiği riski iyi yönetemezseniz, bu mecralardaki büyük fırsat sizin için büyük bir tehdide dönüşür.





Sıkça Sorulan Soru:





Bu noktada marka temsilcilerinden sıkça duyduğumuz sorular: “Olumsuz yorum gelirse ne olacak? Böyle durumlarda ne yapıyorsunuz?” Sorusuna cevap oluyor Sosyal CRM ve hukuk. Cevabımız;sakin olun ve aşağıda yazacaklarımı okuyun.





Hukuki açıdan bilmelisiniz ki:





Müşterilerinizin ürün ve hizmetinizden memnun kalmama ve bu memnuniyetsizliğini dile getirme hakkı bir anayasal haktır ve TC. Anayasası’nın temel hak ve özgürlüklerinden “düşünce ve kanaat özgürlüğü” kapsamındadır.Müşterilerinizin olumsuz eleştirilerine karşı bir hukuki dayanak ileri süremezsiniz.





Bu olumsuzluğun önüne geçmek için sosyal medyada çözüm önerim sosyal CRM;





Kesinlikle sosyal medyada yer almak istiyorsanız, bunlardan kaçmamalısınız. Şeffaf,anlayışlı, müşteri ve çözüm odaklı olmalısınız. Eğer yaklaşım tarzınız bu olursa, hem olumsuz düşünen müşterinizi hem de olumsuz düşüncelerini aktaracağı aday müşterilerinizi kazanmış olursunuz.





Hangi hukuki kural:





Ancak; bazen öyle geri bildirimler gelir ki, burada müşteriniz markanıza aleyhe ticari itibarınızı zedeleyici ve haksız yorumlarda bulunur.Böyle bir durumda sosyal medyada markanıza yapılan saldırının özelliğine göre farklı hukuki imkanlarınız mevcuttur.





  1.     Meşru Müdafaa: Eğer firmanıza yöneltilen bu saldırıyı “ihtiyati tedbir yoluyla saldırının önlenmesi” gibi bir yolla derhal önlemeniz mümkün değilse, saldırıyı yapan kişinin “yalan beyanda bulunduğunu”, bu kişiler gazetecilik mesleğine dayanarak yanıltıcı beyanda bulunuyorsa kişilerin “mesleki ahlak ve şereften uzak olduğunu” belirten, haksız saldırıya karşı ölçülü karşı beyanda bulunabilirsiniz.




2.     Hukuk Davaları: Eğer firmanıza yöneltilen bu saldırı kişilik haklarınıza zarar veriyorsa Medeni Kanun madde 24’e –kişiliğin korunması- gidebilirsiniz. “Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.”





Bu durumda davacı;





a.     Saldırının önlenmesi,





b.    Sürmekte olan saldırının sona erdirilmesi,





c.     Sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespiti,





d.    Düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması,





e.     Maddi ve Manevi Tazminat,





f.      Eğer saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan bir kazanç varsa vekâletsiz iş görme hükümlerine göre kendisine verilmesini,





İsteyebilir.





Önerim:





Olumsuz eleştirilerden kaçmak mı, kalıp onlarla barışçıl ve hukuki yollarda çalışmak mı? Kesinlikle kalın ve sosyal ağların fırsatlarından yararlanın. Olumsuz eleştiriye uzak kalıp internette barınmasına izin vermek üç maymunu oynamak demektir. Sosyal medyada yer alın ve kazanın.


Web Sitesi Nasıl Açılır


Güzel bir fikriniz var veya deneyimlerinizi paylaşmak istiyorsunuz.
Bu amaçla kendi web sitenizi açmak istiyorsunuz. Ama aklınızda deli sorular Web Sitesi Nasıl Açılır? 





Endişe etmeyin aşağıdaki yazıyı okuyarak kişisel web sitenizi kurabilirsiniz.





Harika! İşte başlıyoruz





Ancak nasıl yapacağınızı bilmiyorsunuz… Merak etmeyin, web sitesi açmak sanıldığı kadar zor bir şey değil.





Website domain’i satın almak





Detaya inmeden önce websitenize ait bir domain ismine (websitem.com gibi) sahip olmanız gerektiğini hatırlamalısınız. Seçeceğiniz domain websitenizin ziyaretçilerine sunacağı hizmeti özetleyen bir isme sahip olursa daha akılda kalıcı olacaktır.





Akılda kalıcı ve kısa bir domain ismi büyük bir avantaj sağlayacaktır…





Örneğin, yaptığınız seyahatlerden bahsedeceğiniz bir websitesi açacaksanız gezilecekyerler.com gibi bir domain ziyaretçilerinizin aklında yer edecektir.





Hangi domain’ler alınmaya müsait, nerden satın alabilirim bu domain’leri derseniz Namecheap Domain domain konusunda oldukça ucuz fiyatlar sunuyor. Pek çok Amerikalı website sahibinin tercih ettiği, güvenilir ve hızlı hizmete sahip Namecheap’i domain konusunda öneririm.





Peki domain’i aldım, nasıl web sitesi açacağım?





Websitenizi yayına geçirmek için domain satın almak yetmiyor. Ayrıca yazılarınızı yazacağınız, resimlerinizi/videolarınızı paylaşacağınız veya başka kullanıcıları üye yapıp üyelerinizin paylaşımlarınızı yayınlayacağınız bir uygulamaya ihtiyacınız var.





Milyonlarca kullanıcı, websitesi uygulaması olarak WordPress’i tercih ediyor.





Bu uygulamayı, web tasarımcısı/yazılımcı iseniz kendiniz yazabilirsiniz, ancak yazılımcı değilseniz de üzülmeye gerek yok! Halihazırda kendi website uygulamanızı oluşturmaya yarayan pek çok ürün mevcut. Örneğin şu anda bulunduğunuz sitenin kullandığı WordPress‘i uygulama olarak kullanabilirsiniz.





WordPress ile bir an önce kendi yazılarınızı, fotoğraflarınızı, videolarınızı paylaşabileceğiniz bir site açıp domain’inize bağlayarak websitenizi yayına geçirebilirsiniz!





WordPress’i nereye kuracağım peki?





WordPress’i tıpkı domain gibi satın alacağınız bir hosting’e kurmanız gerekiyor. Hosting, sizin web sayfalarınızı yayınlayan, dosyalarınızı barındıran hizmete verilen isim.





Hosting için websitenizin hızlı çalışması açısından Türkiye kaynaklı bir firmayı tercih etmenizi öneririm.
Şimdiye kadar bir sorun yaşamadığım, destek konusunda yardımını esirgemeyen Guzel Hosting‘i tavsiye ederim.





Domain satın aldım, WordPress’i hosting’ime attım, bitti mi?





Satın aldığınız domain’i, kurulumu yaptığınız hosting’le birleştirmeniz gerekiyor. Bu konuda hosting sağlayıcınızdan destek alabilir veya aşağıdaki iletişim kutusunu kullanarak bizden tema kurulum wordpress kurulum konularında destek alabilirsiniz.





Özetle:





  • Domain satın aldıysanız,
  • Hosting satın aldıysanız,
  • Hosting’e WordPress kurulumunu gerçekleştirdiyseniz,




Nasıl web sitesi açılır öğrendiniz demektir! Açtığınız web sitenizde başarılar dileriz!


Google Play Hizmetleri Durduruldu Hatası Çözümü


Android kullanıcılarının sıklıkla karşılaştığı Google Play Hizmetleri Durduruldu hatası almaktan dolayı şikâyetçi. Biz de sıklıkla görülen “Maalesef com.google.process.gapps işlemi durdu” (Google Play Hizmetleri Durduruldu) hatası için çözüm yollarını sizin için bir araya getirdik.

Sıkça Sorulan Başlıklar:

Bu yazı aşağıdaki sorduğunuz soruların tamamına çözüm üretmektedir.

  • Gogle Play Store güncelleme yapmıyor,

    • Google hizmetleri sürekli olarak duruyor,
    • Google Play Store inmiyor,

    Google Play sürekli olarak duruyor hatası

    Google Play Durduruldu Hatasını çözmek istiyorsanız yaklaşık 5 dakikanızı bize ayırarak çözüm yollarını sırasıyla kontrol etmeniz gerekmektedir.

    Neden Google Play Durduruldu Hatası Alıyorum

    Google Play durduruldu hatasını, Google uygulamalarından kaynaklandığı belirtilmiş olup, telefonunuzu fabrika ayarlarına döndürdükten sonra Google Play açmaya çalıştığınızda veya güncelleme sırasındaki yerel depolamadaki uygulamaların önbellek sorunlarından kaynaklanmaktadır. Yani Google sunucusu ile telefonunuz senkronize olmadığı durumlarda Play Store durduruldu hatası alırsınız.

    Bende bir Samsung J7 Prime kullanıcısıyım ve Samsung J7 Prime’da Google Play Hizmetleri Durduruldu hatasını sıklıkla aldım. Daha önce HTC cihazımda da bu sorunla sıklıkla karşılaşmıştım. Size yardım olması açısından bu yazıyı yazdım.

    Google Play Hizmetleri Durduruldu Hatası çözümü için aşağıdaki çözüm yollarını takip ediniz.
    Dipnot: Aşağıda yapacağınız işlemlerde sorunu çözmek için üçüncü adımda Google hesabını kaldırıp tekrar ekliyoruz. Mail adresinizi unutmaya karşın bir yere not almayı unutmayınız.

    Google Play Hizmetleri Durduruldu Hatası Çözümü

    1. Önbellek ve Verileri Temizleyin

    Google Play Hizmetleri Durduruldu Hatasını gidermede çözüm yollarını kolaydan detaya doğru gideceğiz. İlk etapta da telefon temizliği dediğimiz önbellek temizleme işlemini yapacağız. Bu işlemi CCleaner dediğimiz programlarla yapacağınız gibi manuel olarak da daha sağlıklı şekilde yapabilirsiniz. Bizim tavsiye ettiğimiz aşağıda anlattığımız yoldur.
    • Ayarlar menüsünü açın.
    • Uygulamalar seçeneğine gidin.
    • Google Play Store” uygulamasını bulun.
    • Sırası ile;




    Önbellek ve verileri temizleme

    1. "Durmaya Zorla" (Force Stop),
    2. "Verileri Temizle" ve
    3. "Önbelleği Sil" diyoruz.
    • Telefonumuzu kapatıp açarak yeniden başlatınız.
    Şu an gidip tekrar bakın ve sorunun çözülüp çözülmediğini kontrol ediniz. Sorun devam ediyor mu? Sorun devam ediyorsa 2. Yol adıma geçiniz.

    2. Google Play Store Güncellemelerini Kaldırın

    Önbellek temizleme sorunu çözmediyse Google Play Store uygulamasının güncellemelerini kaldıracağız. Play Store güncelleme kaldırma ve alt versiyona dönmek için aşağıdaki çözüm yollarını takip ediniz.
    • Ayarlar menüsünü açın.
    • Uygulamalar seçeneğine gidin.
    • Google Play Store” uygulamasını bulun.
    • Güncellemeleri KaldırDevre Dışı Bırak” seçiniz.
    • Telefonumuzu kapatıp açarak yeniden başlatınız.
    Şu an gidip tekrar bakın ve sorunun çözülüp çözülmediğini kontrol ediniz. Sorun devam ediyor mu? Sorun devam ediyorsa 3. Yol adıma geçiniz.

    3. Google Hesabını Silin ve Yeniden Ekleyin

    İlk iki adımda önbellek temizleyip Google güncellemelerini kaldırdık. Bu adıma geçtiğinize göre sorun devam ediyor. Bazı durumlarda Play Store uygulama indirme hatası ve uygulama güncelleme hatası çözümü için tabletten/telefondan Google hesabını kaldırmak sorunu çözebiliyor.



    Google Play Hizmetleri Durduruldu Hatası- Google Hesap Kaldırma
    • Ayarlar menüsünü açın.
    • Hesaplar seçeneğine tıklayın.
    • Google seçin.Mevcut hesabınızı seçin.
    • Sağ üstte … (üç noktalı) kısımdan hesap silin.
    • Telefonunuzu yeniden başlatın
    • Daha önce kullanmadığınız bir Google hesabı ekleyin.
    • Gerekli güncellemeleri yapıp ayarladıktan sonra bu mail adresini kaldırıp istediğiniz mail adresini ekleyiniz.
    • Yukarıdaki adımın sorununuzu çözüp çözmediğini kontrol ediniz. Eğer hala sorun devam ediyorsa bir sonraki adımı takip ediniz.

    4. Uygulamaları etkinleştirin

    Bazen yanlışlıkla devre dışı bıraktığınız Google hizmetlerini Google Play Hizmetleri erişemediğinden ‘Google Play Hizmetleri Durduruldu Hatası’ vermektedir. Hatanın çözümü için;
    • Telefonunuzu uçak moduna alın.
    • Ayarlar menüsünü açın.
    • Uygulamalar seçeneğine gidin.
    • Tüm Uygulamalar kısmına gidin.
    • Listede devre dışı kalmış Google hizmetlerini tekrar etkinleştirin.
    • Uçuş modunu kapatıp telefonunuzu yeniden başlatın.
    Yukarıdaki adımın sorununuzu çözüp çözmediğini kontrol ediniz. Eğer hala “Maalesef com.google.process.gapps işlemi durdu” Sorunu devam ediyorsa bir sonraki adımı takip ederek Farklı bir Google Play uygulaması indirerek kurulum yapınız.

    5. Google Play Store için farklı bir app yüklemesi yapın

    Android cihazınızdaki versiyon farklılığı nedeni ile durduruldu hatası alıyorsanız, farklı versiyon “Google Play Store” uygulaması indirmek için, ApkMirror sitesini ziyaret ediniz.



    Apkmirror - Google Play Store Eski Versiyonlar
    Sayfayı aşağıya kaydırdığınızda yukarıdaki gibi bir yer göreceksiniz. Burada istediğiniz versiyonu indirin ve
    • Ayarlar menüsüne gidin,
    • Güvenlik kısmına gelin,
    • Bilinmeyen Kaynaklardan Yükle kısmına gelerek ‘Aktif’ hale getirin.
    • Daha sonra indirdiğiniz Google Play Store APK dosyasını telefonunuza kurun.

    Muhtemelen sorununuz bu adımda çözülecektir. Sorun devam ediyorsa bir sonraki adım olan Google Hizmetler Çerçevesini (Google Services Framework) uygulamasının ayarlarına el atalım.

    6. Google Play Hizmetler Çerçevesi Ön Belleğini temizleyin

    Google Hizmetler Çerçevesini (Google Services Framework) uygulamasının önbellek ve verilerini temizlemek için aşağıdaki adımları takip ediniz.
    • Telefonunuzu uçak moduna alın.
    • Ayarlar menüsünü açın.
    • Uygulamalar seçeneğine gidin.
    • Tüm Uygulamalar kısmına gidin.
    • Buradan Google Hizmetler Çerçevesini (Google Services Framework) Bulamazsanız, ‘Sistemi Göster’ seçeneğine tıklayın.
    • "Durmaya Zorla" veya Force Stop seçin
    • Hemen altında yer alan "Depolama" kısmına girerek "Verileri Temizle" ve Önbelleği Sil" yapın



    Önbellek ve verileri temizleme


    Bu adımda sorunun çözülüp çözülmediğini kontrol ediniz. Google Play Hizmetleri Durduruldu ve Google Play güncelleme sorunu hala devam ediyorsa aşağıdaki yönteme geçiniz.

    7. System View Uygulaması Önbelleğini temizleyin

    System View uygulamasının önbellek ve verilerini temizlemek için aşağıdaki adımları takip ediniz.
    • Telefonunuzu uçak moduna alın.
    • Ayarlar menüsünü açın.
    • Uygulamalar seçeneğine gidin.
    • Tüm Uygulamalar kısmına gidin.
    • Buradan System View seçeneğine tıklayın.
    • "Durmaya Zorla" veya Force Stop seçin
    • Hemen altında yer alan "Depolama" kısmına girerek "Verileri Temizle" ve Önbelleği Sil" yapın
    Bu adımda sorunun çözülüp çözülmediğini kontrol ediniz. Sorun hala devam ediyorsa bir sonraki adıma geçebilirsiniz.

    8. Fabrika ayarlarına geri alın

    Son çare olarak cihazımızı fabrika ayarlarına döndüreceğiz fakat bu adımda tüm verilerimiz silineceği için mutlak suretle veri kaybına uğramamak için yedek alınız. Ayarlar menüsünden Fabrika ayarlarına döndürebilirsiniz. Yukarıdaki işlemler sonucunda eğer hala Google Play Hizmetleri Durduruldu hatası devam ediyorsa Google Destek ile iletişime geçerek teknik destek isteyiniz..

    Backlink Alırken Dikkat Etmeniz Gerekenler


    Arama motoru optimizasyonu çalışmasının önemli ayaklarından biridir Backlink. Daha önceki yazılarımda ne denli önemli olduğunu açıklamıştım. Lakin ayrıntıya girip derin anlatmak farz oldu:  Backlink almak Neden Gerekli?





    Arama motorlarında en öncelikli amaç ziyaretçilerin doğru adreslere ulaşmasını sağlamaktır. Bu noktada sadece sitenin verdiği bilgiler(içerik) yeterli görülmeyip diğer başka parametreler de bu ayrımın içine katılır. İşte Backlink almak bu parametrelerin arasında önemli bir yere sahiptir. İçeriğinizin başka siteler tarafından referans gösterilmesi ve önemsenmesi arama motorunu mest eder. Ve hızlıca basamakları tırmanmaya başlarsınız. Ancak burada kimsenin belirtmediği birtakım gerçekler vardır.





    Backlink veren sitenin Pagerank‘i yüksek mi?





    Verilen link kalıcı mı?





    Doğrudan anasayfayı mı hedefliyor? Yoksa spesifik olarak bir sayfaya mı yönlendirilmiş?





    Verilen linke tıklayan ziyaretçilerinizin o sayfada geçirdiği ortalama süre nedir?





    Backlink dağılımının lokasyonu geniş bir alana yayılıyor mu?





    Backlink almak istediğiniz sitenin kategorisiyle sizin sitenizin kategorisi benzeşiyor mu?





    Bu soruları cevaplamadan backlink hesabı yapmak gerçekçi olmaz. Şimdilerde sıklıkla backlink paketi satan yarı-profesyonel webmaster’lara rastlamak mümkün. Fakat  hiçbiri yukarıdaki sorulara dürüstçe cevap veremez. Oysaki aynı gün ve saatte paylaşılan yüzlerce link arama motorlarının botları tarafından spam olarak algılanır ve sonunda ceza alabileceğiniz bir sürecin içine çekilmiş olursunuz…





    Dürüst yoldan backlink kazanmak için en kolay sistem blog açmaktır. Sitenizin içeriği ne olursa olsun mutlaka sektörünüzün genelini ilgilendiren tarzda bir blog açarak ziyaretçilerinize ticari menfaatten uzakta bir platform yaratın. Burada oluşturacağınız içeriğinizin içine asıl sitenizden referans olabilecek linkler ekleyerek kalitesinden emin olduğunuz backlink’ler edinebilirsiniz. Tabii bu aynı server üzerine kurulu websiteleri için biraz karmaşık bir hesap gerektirecektir…( sabah akşam link ekleyip 1000 adet backlink kazanmayı hayal ediyorsanız şimdiden söyleyelim; o iş olmaz)





    Blog sitenizi kurduktan sonra benzer konularda içerik yayınlayan diğer sitelerin webmaster‘larına ulaşarak link paylaşımı teklif edebilirsiniz. Bu gayet adil bir yöntemdir ve iyi  iletişim kurulursa karşılıklı olarak memnun kalınabilir. Ne olduğu belirsiz backlink paketleri satın almak yerine yine dürüst bir yaklaşımla çevre edinmeyi deneyebilirsiniz.





    Sitenize gelen backlink’lerin sektör içinden olması ayrıca işinize yarayacaktır. Sosyal medya ile ilgili bir siteniz varsa ve diğer sosyal medya sitelerinde haberleriniz paylaşılıyorsa arama motoru bunu mutlaka dikkate alarak size özel bir sıralama yaratacaktır. Aynı sektör içinde referans gösterilmek çok değerlidir. Ancak maalesef  backlink alma uğruna sektörden alakasız, kalitesiz forum sitelerinde, açık dizinlerde yer alan binlerce site vardır. Bunların birçoğu ceza yediklerinin farkında bile olmadan neden Google’da üst sıralara çıkamadıklarını sorgulayıp dururlar…





    Kısaca özetleyecek olursak;





    Sektör içinden backlink almak,





    Farklı bölgelere eşit dağılan backlink’ler almak,





    Pagerank’i yüksek sitelerden backlink almak,





    Kalıcı bağlantı şeklinde backlink almak,





    Anasayfanın dışındaki sayfalara da backlink almak arama motoru optimizasyonu açısından çok çok önemlidir…


    Mobil Pazarlama ve SMS Kampanyaları


    Geçen hafta İTO‘nun düzenlediği Mobil Pazarlama Semineri‘ne katıldım. Sektörün profesyonelleri nediyor? Bu işler nereye gidiyor? Üç büyükler neler yapıyor v.s. öğreneyim, bir nabız yoklayayım, bakalım biz neredeyiz, insanlar nerede bilelim istedim.





    MMA‘dan PaulBerney‘in sistemi doğru özetleyen ve ufuk açıcı sunumunun ardından bizimüç büyüklerin (Turkcell, Vodafone ve Turk Telekom)’nın konuşmaları gerçekten ufukkapatıcı oldu. Özetle SMS gönderimi aşağı, SMS gönderimi yukarı, SMS şöyle SMSböyle, Foursquare tü-kaka, SMS harika, MMS bir başka v.b. konuşmalarının ağırlıklı olduğu panelde bir tek AVEA Pazarlama Müdürü’nün Rixos otelleri ile kayda değer bir çalışma yaptıklarından bahsedebilirim. Bu arada daha önce benzeten oldu mu bilmem AVEA Pazarlama Müdürü/Direktörü’nün Game of Thrones‘taki Lord Varys‘e benzemesi oldukça enteresan.





    Neyse, ülkemizde her ne kadar Mobil Pazarlama biricik tröst‘ümüztarafından SMS ve MMS gönderimi olarak gazlansa da, aslında tüm dünyada iş buboyutu çoktan geçmiş durumda. Daha önce Utility Marketing‘den bahsetmiştim. Mobil Pazarlama’nın web sitelerinin uyarlanması ve SMS gönderimi dışında daha büyük misyonları var.Bakınız Wikipedia‘da konuyu aynen bu yönüyle ele almış. Ne var mesela? QR kodları var, uygulamalar ve oyunlar için reklamlar var, kurumların sponsor olacağı uygulamalar var, lokasyon bazlı servisler var, dijital billboardlarda telefonuzla katılıp oynayabileceğiniz projeler var…   Kısacası taciz etmeyen, işlevsel ve insanlara fayda sağlarken markalar ile iletişim sağlayacak yöntemler var.





    İnsanların gözüne gözüne sokarak, “Bu iyidir, bunu alın!” tadında mesajınızı söyleyip geri çekilmek gerçekten çağ dışı. Bu konuda ısrarcı olmak ise dünya yuvarlaktır diyene karşı gelmek ile aynı şey. İletişimin çift taraflı olduğu bir dönemde size gelen mesaja muhatap bulamamanız ve istemediğiniz mesajları almaya devam etmeniz George Orwell‘in 1984 kafası ile aynı.





    Panel’de üç silahşörler her ne kadar SMS’in lokasyon bazlı kullanılabileceğinden ve pilot uygulamaların fevkaladenin fevkinde olduğundan bahsetmiş olsalar da bunu bana satamadılar maalesef. Haydi Bağdat Caddesi’nde Caffe Nero’nun yanından geçerken promosyon SMS’i geldi diyelim. AVM’lerde ne yapılacak mesela? AVM’ye giden tüketicinin suçu ne?





    Ha, bir de izinli SMS gönderim listesi diye bir şey varmış. Yeri gelmişken belirteyim. GSM operatörümden izinli SMS gönderimi listesinden çıkarılmış olmama rağmen BONUS, GARANTİ, TEB, RAKİP GSM OPERATÖRÜ ve BİLİMUM İZİN VERMEDİĞİM YERLERDEN günde onlarca SMS almış olmaktan bıktım. Okumadan siliyorum. Hepsine de küfür ediyorum. İzinsizi buysa, izinlisinin vay haline diyorum.





    Son olarak; panelde Berney’nin üzerinde durduğu bir başlık oldu.
    “İnsanların artık sizin ürünlerinizi pazarlamanıza ihtiyaçları yok.”





    Evet, öyle! Onlara bir şey satmaya çalışmayın. Ürün ve markanızı rahat satın alınabilir hale getirin yeter.





    SMS spamdir. Nokta.


    Linkedin Şirket Sayfanız Neden Olmalı


    Linkedin şirketlerinin sayısı yaklaşık 3 milyon olduğunu biliyoruz, peki sizin şirketinizin sayfası burada yer alıyor mu? İşte Linkedin‘ de şirket sayfanız olması için 10 sebep:





    1) Ücretsizdir!





    2) Muhtemelen Google’da yapılan aramalarda şirketiniz ilk sayfada
    çıkar.





    3) Ürünlerinizi, hizmetlerinizi ve hepsinden daha da değerlisi,
    çalışanlarınızı göstermek için mükemmel bir vitrindir.





    4) Linkedin’de şirketinizi takip edenlere ürünlerinizi,hizmetlerinizi, aktivitelerinizi, ödüllerinizi, fırsatlarınızı ve promosyonlarınızı duyurma şansı sağlar. (tamamen hedefe yönelik)





    5) Çalışanlarınızın profil oluşturup şirket sayfasına kendisini eklemesini teşvik ederek Linkedin’de şirketinizin herkes tarafından görülmesini sağlarsınız.





    6) Büyük olasılıkla rakipleriniz vardır, Linkedin.com’da onları
    mutlaka kontrol edin. Rakiplerinizin olduğu yerde sizin olmamanız sizin için
    eksi bir puan olacaktır.





    7) Ücretli de olsa son dönemlerde iş ilanlarınızı yayınlamak için
    en ideal yerdir.





    8) Ürünlerinizle ve hizmetlerinizle ilgili müşterilerinizin
    yorumlarına yer verebilirsiniz.





    9) Şirketinizle alakalı blog yazısı ve Twitter güncellemeleriniz
    Linkedin sayfasında yer alır ve takipçilerinize güncel haberler verme şansı
    tanır.





    10) Bütün bu işlemleri yapmak zahmetsiz olduğu gibi pazarlama
    stratejilerinizde de size faydalı olacaktır.





    Eee bu sebeplere bakarsanız, geç kalmadınız mı?


    Blog için İçerik Nasıl Üretilir


    Blog için içerik nasıl üretilir, Başarılı bir blog yazısı nasıl olmalı elimden geldiğince size blog için içerik üretme yöntemlerinden bahsedeceğim.





    Ne zamandır yazmak istediğim bir yazıydı bu. Fakat geciktikçe, yazmak daha bir boynumun borcu oldu. Sosyal medya ile ilgili yapılması gereken ve yapılmaması gerekenleri arasanız Google amcada binlerce yazı çıkar karşınıza. Her yazıda görmekten bıkıp usandığınız stratejiler, sihirli kelimeler, uçmalar falan. Hiç bir şey anlamazsınız. İyide bunun yapılmışı yok mu diye bakmak isteseniz bulmak biraz zor!





    İçerik nasıl üretilir diye düşünürken, bir süredir kendi kendime izlediğim takip ettiğim bir sayfa var. Hem Web sayfası hem Facebook sayfası. Öyle ki zaman içinde kendi kendime farkında olmadan takip ettiğim, her paylaşımda mutlaka tıklayıp okuduğum, beğendiğim paylaştığım bir sayfa. Onca marka nice ajanslara nice Sosyal Medya Uzmanına(!) gitti ama ben böylesi güzel içerik üretilen bir sayfa daha görmedim. Şuan kendi iş alanlarıyla alakalı olarak bence ilk sırayı hak ediyorlar. Üstelik bu Sosyal Medya yönetiminin tek bir kişi tarafından yapıldığını duyunca da küçük bir şaşkınlıkta yaşamadım değil.





    (bu arada x sitesinin reklamını yapmamak için adını buradan yayınlamayacağım dileyen varsa özelden mesaj atabilirim.)





    Ah “Sosyal Medya” sen nelere kadirsin!





    Blog siteleri ile yakından ilgilenirim ve bazen x sitesine gidip bir yenilik gelişme, güncelleme var mı diye bakardım. Zamanla site hem içerik hem görsellik açısından çok güzel bir ivme kazandı.  Sitenin kullanımı ve bilgi çeşitliliği de yeterince genişledi. Sitede dolaşırken kampanya olur kaçırmayayım diye Facebook sayfalarını beğendim. Önceleri pek gözüme çarpmıyordu...





    Blog için içerik nasıl üretilir? konusu yanında sosyal medyaya önem verin. mücecher gibi toprağın altında keşfedilmeyi beklemeyin.





    Zaman içinde, paylaşılan her içeriğe yorum yapmaya, beğen tıklamaya, Web sitesine dönüşler yapmaya başladım. Öyle ki şuan bir paylaşımlarını görmeyeyim, bir şeyler ters gidiyor ya da Facebook’ta bir sıkıntı var der,hemen ara kısmından sayfayı bulmaya bakmaya çalışırım.





    Çünkü artık takip ettiğim,
    beğen’diğim bu sayfa artık “timeline”ımın
    bir parçası haline geldi. İşte
    bu!
     Bunca Sosyal Medya eğitimi semineri, E-ticaret
    panellerinde size bir dünya stratejili jelibonlu mis kokulu anlattıkları şey
    bu! Markanızı bir insanın duvarına yapıştırabilmek, öyle ki bir
    paylaşım eksik olduğunda rahatsızlık versin.





    “İçerik kraldır diye Steve Jobs havasında seminer veren adam bak gördün
    mü içeriği! Sen böyle somut bir şeyler koymadan anlat bakalım böyle jelibonlu
    jelibonlu.”





    Yaptıkları şey hem
    çok basit hem bedava! Evet evet bedava.
    Zaten konusunda uzmanlar, yani yaptığı işi iyi biliyorlar. Yaptığınız işi
    sizden daha iyi kim bilebilir ki zaten. Sosyal medya uzmanı
    bilemez! 
    Ne yapıyor; alıyor eline ürünü incelemesini yapıyor, fakat
    bunu sunarken öyle ballı ballı değil, uzun uzun hiç değil “micro” yapıyor.
    Zaman artık çok kısıtlı ve değerli değil mi?





    Artık bunca yazınınblog’un, içeriğin dolandığı bu ortamda, bana en sade en kısa veen anlaşılır hali ile çabuk bilgimi ver gideyim. 





    Sadece ürün incelemesi
    falan değil tabi mevzu. İçerikleri gerçekten girip bir görmeniz lazım. Ben
    olsam Sosyal Medya eğitimlerine ders diye koyarım bu sayfayı. Bak içerik
    böyle üretilir 
    diye. Her gün pratik küçük bilgiler fotoğrafla ilgili,
    en beğenilen fotoğraflar, ürün tanıtımları, göze ruha güzel görünen ne varsa
    burada.  Benim en
    favorim
     ise şu; bir fotoğraf paylaşılıyor müthiş keyifli
    bir fotoğraf. Herkes beğeniyor paylaşıyor yorum atıyor. Bir sonraki paylaşımda,
    bu fotoğraf nasıl çekildi? Sonra gir kurumsal blog’a oku. Fotoğrafın her adımda
    nasıl işlendiğini öğren, git aynı açıdan sende çek dene öğren!





    Geldik mi şimdi fayda
    sağlamaya deneyime. Hani o seminerlerde size süslü süslü sözlerle “Ürünlerinizi müşterilerinizin deneyimine
    sunun, onlara müthiş bir deneyim yaşatın”
     diyen Jobs kılıklı
    ve tavırlı abi var ya; al sana deneyim işte. Sayfaya yorum aldı beğen aldı, etkileşim paylaşım aldı,
    olmadı web sitesine girdik okuduk hit aldı, gittik fotoğrafı çektik bir şeyler
    öğrendik; E artık bir lens alacağın zaman da siteden bir sipariş ver artık!





    Al sana e-ticaret, al sana dijital pazarlama! Hem
    de kralı. Sen müşterinin gözüne sayfanda ürünü sok, ürün satmaya çalış,
    kurumsal blogun da yine ürününden bahset, sonra “biz sosyal medyaya o kadar para harcıyoruz
    bir tane ürün satamadık”
     bu kafa ile daha da satamazsın.





    Herkesin hakkını vermek gerek. Ben bir sosyal medyacı olarak helal olsun diyorum!


    Anne Frank’ın Hatıra Defteri


    Anne Frank, 1940′larda 2. Dünya Savaşı sırasında 2 yıl boyunca
    saklandıkları gizli bölmede tuttuğu günlükleriyle insanı garip bir
    yolculuğa çıkartıyor. 13 yaşındayken nazi zulmünden kaçan Anne Frank ve ailesi
    bir iş yerinin gizli bölmesinde tam 2 yıl saklanmıştır. Daha sonra
    saklandıkları yerde ihbar edilmeleri sonucu yakalanmışlar ve Anne ‘da dahil
    olmak üzere baba Otto Frank hariç tüm aile toplama kampında hayatını
    kaybetmiştir.





    Hikaye 1942 yazında Hollanda sokaklarında başlıyor. Anne Frank henüz12 yaşında bir kız. Kendisine hediye olarak gelen günlüğe ailesinin günlükyaşamı, gündelik Hollanda yaşantısı ve kendi iç dünyasını yazıyor. 1942 yılındaHollanda nazi işgali altındadır ancak geniş cepheler yüzünden nazi Almanya’sıHollanda’daki Yahudi vatandaşları fazla rahatsız etmemektedir.





    Temmuz 1942′de ise Anne’nin ablası Margot nazi ordusu tarafından
    Yahudi olarak işaretlenir ve toplama kampına çağırılır. Bunun üzerine Frank
    ailesi ve Van Daan ailesi iş yerlerinin arkasındaki gizli eve taşınırlar. 2
    sene boyunca bu gizli evden hiç çıkmayarak tutsak hayatı yaşarlar. Ağustos 1944′de
    Anna Frank 14 yaşındayken ihbar edilmeleri sonucu yakalanır ve toplama kampına
    gönderilirler.  Anne Frank Mart 1945′de toplama kampında ölür. 
    Aileden hayatta kalan tek kişi Otto Frank ise kızının günlüklerini kurtararak
    kitaba çevrilmesinde ön ayak olur.





    Anne Frank’ın İç Dünyası





    Anne Frank’ın öyküsünün aslında en dikkat çekici noktası,ergenliğe yeni adım atmış bir kızın iç dünyasını doğrudan size sunmasında.Çocukluğunun en aktif zamanında, bir evin arka tarafında gizlenmek zorunda kalan Anne’nin aile içi olaylara, insan ilişkilerine, dinlere ve en acısı savaşa bakışının doğrudan okuyorsunuz.





    Anne Frank'ın fotoğraf kolajı - Anne ve Margot Frank'ın Mezarı




    Günlükleri yazmaya başladığında
    12 yaşında olan Anne Frank’ın hem büyümesinin etkisiyle hem de savaşın acı
    gerçeğiyle kaleminin de, düşüncelerinin de nasıl olgunlaştığını
    gözlemliyorsunuz. Savaşın bitmesi için hiç bitmek tükenmek bilmeyen umutlarını
    okurken bir yandan da küçücük dünyalarına gezi düzenliyorsunuz.





    Sevgi, sevgi nedir? Sanıyorum
    sevgi sözcüklere sığmayan bir şey. Sevgi, birini anlamak, onun varlığından
    mutlu olmak. Mutlulukları, mutsuzlukları onunla paylaşmak… Bedenen yaşanan
    sevgi de onun bir parçası, bir şeyler paylaşıyorsun, biraz veriyorsun ve biraz
    alıyorsun.





    Yukarıda alıntısını yaptığım kısım, Anna’nın aşk ile
    tanışmasından sonra düşündüklerini anlatıyor. Kitabın tamamında Anna’nın
    gelişen düşüncelerini de bulacaksınız.





    Anne Frank her gün savaşın biteceği, özgür olacakları güne dair
    hayaller kurarken sizin gerçeği biliyor olmanız ise canınızı defalarca yakıyor.
    Anne gelecekte yapacakları ile ilgili belki de 50 yıl sonrasına ait tahminler
    yürütürken, siz savaşa ve bu şiddete lanetler yağdırıyorsunuz.





    Kitabın Adı: Anne Frank’ın Hatıra Defteri
    Yazarı: Anne Frank
    Orjinal Adı: Anne Frank / Het Achterhuis
    Çeviri: Hakan Kuyucu 
    Sayfa Sayısı: 341


    25. Madde Michael Palmer


    1942 Springfield,
    Massachusetts doğumlu Michael Palmer’dan harika bir medikal gerilim
    romanı daha: 25. Madde.





    25. Madde kitabında; Michael Palmer Bu medikal gerilim, Amerikan Başkanı Andrew Stoddard ve doktor Gabe Singleton çevresinde dönüyor.Başkan Stoddard’ın başarıyla çizilmiş güçlü, karizmatik velider  kişiliği size “Evet,Amerika’nın doğru bir Başkan’ı var ve Amerika bu Başkan’a sahip çıkmalı”dedirtiyor. Geçmişte trajik bir olayın baş kahramanı olmuş ve şimdilerd einzivada, kendini mesleğine ve hayır işlerine vermiş doktor Singleton ise;eski dostu olan Amerikan Başkanı’nın ricasını kıramıyor ve Beyaz Saray’a adıma tıp Stoddard’ın kişisel doktoru olmayı kabul ediyor. Böylelikle hikayemiz Amerikan Başkanı ve tek hastası olan doktor ile başlamış oluyor.





    Peki koca Amerikan Başkanı’nın
    zaten bir doktoru yok muymuş? Varmış fakat; önceki doktor ve doktorun kızı
    gizemli bir şekilde ortadan kaybolunca Başkan Stoddard bu acil durumda
    güvenebileceğini düşündüğü tek kişi olan eski dostu Gabe Singleton’a
    koşuyor. 





    Beyaz Saray’a gelince Başkan’ın kendisinden sakladığı sağlık
    sorununu ve daha birçok gizemi öğrenen doktor Singleton, bu gizemleri
    çözebilecek tek kişi olduğundan da bir haber. Peki Gabe Singleton kaybolan
    doktorun gizemini çözmeye uğraşırken, kendi geçmişinin şoke eden sırrını
    öğrenebilecek mi? Başkan Andrew Stoddard gerçekten hasta mı? Peki ya gerçekten
    Amerikan Başkanı olabilecek doğru kişi mi? Bu soruların cevabı için kitabı
    okumanız gerekiyor. 





    Bu kitabı diğer polisiye-macera kitaplarından farklı kılan en önemli özellik hikayenin Beyaz Saray’da geçiyor olması. 





    Michael
    Palmer





    Yazar Michael Palmer, 25. Madde için Beyaz Saray Saray Tıp
    Birimi ile birebir zaman geçirmiş ve kitapta verdiği her bilgiyi esas
    kaynağından öğrenmiş. Örneğin Amerikan Başkanı’nın ülkeyi yönetmesini
    engelleyecek bir sağlık sorunu olduğunda yapılacakları ya da Amerikan
    Başkanı’nın ilaçlarının nasıl tahsis edildiğinin ayrıntılarını bu kitapta
    bulabilirsiniz. Elbette biz sıradan vatandaşlar elimizde reçetemiz bir eczaneye
    gidip ilacımızı rahatlıkla alırken, Amerikan Başkanı için söz konusu durum
    gizlilik ve güvenlik önlemleri zinciri demek oluyor.





    Michael Palmer’ın orjinal dilinde tam 17 tane medikal gerilim
    romanı var ve bunlardan altısının (kesin sayı değildir) Türkçe’ye çevrildiğini
    görüyorum. Daha önce okuduğum “Beşinci Tüp” gibi, “25. Madde”yi de çok
    beğendiğimi söylemeliyim.  Romanları New York Times’ın çok satanlar
    listesine girmiş bu yazarın başka kitaplarının da Türkçe’ye çevrilmesini
    yürekten diliyorum.





    Kitabın
    Adı:
     25. Madde





    Yazar: Michael Palmer





    Çeviren: Cumhur Mısırlıoğlu





    Yayınevi: Martı Yayınları


    16. Yüzyılda İstanbul, Kent –Saray – Günlük Yaşam


    İstanbul hakkında tarih kitapları ile ilgili bir özet hazırladık. 16. YY'da İstanbul hayatını güzel ve sade dille anlatılmış. Kahvenizin yanında gidebilecek bir özet daha sizinle.





    İstanbul hakkında daha çok okuyup
    daha çok öğrenme hevesiyle araştırma yaparken keşfettiğim kitaplardan biri de,
    Metin And’ın yazdığı “16. Yüzyılda İstanbul, Kent – Saray – Günlük Yaşam” oldu.





    Metin And, İstanbul’un hakkını vermiş, gerçek bir İstanbullu.
    1927′de gözünü açtığı bu şehrin sembol okullarında okumuş. Galatasaray Lisesi
    ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden sonra, bir süre yurtdışına çıkıp,
    sonrasında kendisini Ankara’da buluvermiş. 2008 yılında hayata gözlerini
    kapayana kadar 54 kitap, 1500 kadar makale ve pek çok ödül, nişan sığdırmış
    ömrüne. 1994 yılında nihayet tamamladığı “16. Yüzyılda İstanbul, Kent – Saray –
    Günlük Yaşam” isimli eseri, önce Akbank kültür sanat tarafından türkçe ve
    ingilizce olarak basılmışsa da, okurlarla buluşamayıp ancak eşe dosta
    gönderdiği bir eser olarak kalmış. Vefatından bir sene evvel, Yky yayınları
    tarafından basıma hazırlanan kitabının gerçekten okurlarla buluşmasına, ömrü
    vefa edememiş. Kitabın Yky’deki ilk baskısı Sabri Koz editörlüğünde ocak 2011′de
    çıkarken, benim şuan elimde bulundurduğum, 2012 yılında yapılmış 2. baskısı.





    Kitabın adının ”16. Yüzyılda
    İstanbul, Kent – Saray – Günlük Yaşam” olmasının elbette bir hikmeti var. Metin
    And, hayranı olduğu kenti, Osmanlı imparatorluğunun en parlak çağı olan 16.
    yüzyıldaki haliyle okuyucunun gözleri önüne sermek istemiş. Tarih kitaplarında
    okuduğumuz o soğuk anlatımın, ikinci dereceden kaynakların yerine, o dönemde
    İstanbul’da bulunmuş seyyah ve sefirlerin günlüklerine, hatıratlarına
    başvurarak birinci elden kaynaklardan şehri anlatmayı tercih etmiş. Kitabına
    daha önce Türkiye’de yayınlanmamış olan yurtdışındaki albümlerdeki minyatür ve
    resimleri, şehir panaromalarını koymayı, hikayesini resimlerle desteklemeyi
    tercih etmiş. Yazar, ikinci baskısı için hazırladığı kitabının önsözünde, bu
    resimleri elde edebilmek için verdiği uğraşıları büyük bir içtenlikle
    anlatır. ”16. Yüzyılda İstanbul, Kent – Saray – Günlük Yaşam”da içerik,
    aslında bir bakıma fotoğraflar ve şehir panaromaları üzerinden anlatılır.





    Metin And, aslında görselliği bu
    derece öne çıkararak son derece riskli bir anlatım seçse de, aslında yerinde
    bir şey yapmış. Zira gözümüzün önünde o çağın insanlarının, o zamanın
    İstanbul’unun canlanabilmesi için bu gereklidir. Ancak kitabın dizgisi, yazarın
    ömrünün vefa etmeyişi de buna bir sebeptir, resimleri takip etmeyi, içerikle resmi
    bütünleştirebilmeyi birazcık zorlaştırıyor. Kimi zaman resme bakıp “Burası
    neresi ki şimdi” diye düşünürken, iki sayfa sonra o resmin anlatıldığı yere
    gelince, geri dönüp daha dikkatle incelemek gerekiyor. Bu, sıradan bir okuyucu
    için çok büyük bir eksiklikken, tarihle haşır neşir, öğrenmeye meraklı
    kimseleri yolundan döndürmüşlüğü de olmadığı kesindir.





    İçerik itibariyle, 16. yüzyılda
    İstanbul’da bulunmuş seyyah ve sefirlerin hatıratlarından daha çok kent ve
    günlük yaşam gözlemleri için yararlanırken, saray hakkında daha çok türk
    kaynaklardan yararlanılmış. Türk kaynaklarında günlük yaşam hakkında çok fazla
    malumat bulunmazken, yabancı kaynakların da saray ve onun kuralları hakkında,
    elbette ki sefirlerin sarayı ziyaretleri hakkında anlattıklarını bir kenara
    bırakacak olursak, pek bir malumat verdikleri söylenemiyor. Bütün bunların
    dengesinin eserde iyi bir şekilde kurulduğunu düşünüyorum.





    Esas itibariyle ”16.
    Yüzyılda İstanbul, Kent – Saray – Günlük Yaşam” bir anlamda İstanbul’un
    İstanbul olduğu zamanları anlatırken, bir yandan da çürümüşlüğü ve sefilliği
    her daim içinde barındırdığını küçük hoş anektodlarla hatırlatmaktan geri
    durmuyor. Metin And, 16. yüzyılda kentteki yaşayış hakkında epey bir malumat
    vermekle birlikte, daha ayrıntılı şekilde incelemek isteyenler ve konu hakkında
    hiçbir bilgisi olmayanlar için detaylı bir anlatım sunmuyor.





    Kitap : 16. Yüzyılda İstanbul, Kent – Saray –
    Günlük Yaşam





    Yazar : Metin And





    Yayın : YKY 2. basım.


    Instagram’daki En Popüler 10 Hashtag


    Instagram‘da En Popüler 10 Hashtag kullanımının gittikçe yaygınlaştığı şu günlerde fotoğraflarınızı paylaştığınız anda daha fazla “Like” almak için kullanmanız gereken 10 hashtag aşağıdaki gibidir. 





    Hashtaglar dönemsel olarak değişebilirler. Anlamına göre fotoğraflarınızı doğru taglerle etiketlerseniz fotoğraflarınıza beğeniler yağabilir. Mesela şu sıralar 11.sırada #summer tagı var. Yaz fotoğraflarınızı #summer tagı ile etiketlemeyi unutmayın.





    Buyrun Top
    10 Instagram Summer 2012 #hashtag!





    1. #love
    2. #instagood
    3. #tweegram
    4. #photooftheday
    5. #phonesia
    6. #instamood
    7. #me
    8. #cute
    9. #igers
    10. #tbt




    11′de #summer var. Haydi gelsin “Like” lar! Adam gibi fotoğraf çekerseniz 20 Like kafadan garanti veriyorum. 20 Like alamayan bana Tweet @hayatgaripcom atsın.





    Eğer bir fotoğrafınıza beğeni çekmek istiyorsanız aşağıdaki hastaglari açıklamada kullanabilirsiniz.





    #love #TagsForLikes #TFLers #tweegram #photooftheday #20likes #amazing #smile #follow4follow #like4like #look #instalike #igers #picoftheday #food #instadaily #instafollow #followme #girl #iphoneonly #instagood #bestoftheday #instacool #instago #all_shots #follow #webstagram #colorful #style #swag





    Doğa ile ilgili Popüler Hastaglar





    #nature #TagsForLikes #sky #sun #summer #beach #beautiful #pretty #sunset #sunrise #blue #flowers #night #tree #twilight #clouds #beauty #light #cloudporn #photooftheday #love #green #skylovers #dusk #weather #day #red #iphonesia #mothernature





    Çiçekler ile ilgili Popüler Hastaglar





    #flowers #flower #TagsForLikes #petal #petals #nature #beautiful #love #pretty #plants #blossom #sopretty #spring #summer #flowerstagram #flowersofinstagram #flowerstyles_gf #flowerslovers #flowerporn #botanical #floral #florals #insta_pick_blossom #flowermagic #instablooms #bloom #blooms #botanical #floweroftheday





    Karlı Yağmurlu havalar ile ilgili Popüler Hastaglar





    Malum kış geliyor yağmurlu karlı havalar için kullanabileceğiniz hastagler







    #snow #snowing #winter #TagsForLikes #cold #ice #white #weather #sky #skies #frosty #frost #chilly #TFLers #nature #snowflakes #instagood #instawinter #instasnow #photooftheday #snowfall #blizzard





    #rain #raining #rainyday #TagsForLikes #pouring #rainydays #water #clouds #cloudy #photooftheday #puddle #umbrella #instagood #gloomy #rainyweather #rainydayz #wet #splash #TFLers #downpour #instarain





    Aşk ile ilgili Hastaglar







    #love #couple #cute #adorable #TagsForLikes #kiss #kisses #hugs #romance #forever #girlfriend #boyfriend #gf #bf #bff #together #photooftheday #happy #me #girl #boy #beautiful #instagood #instalove #loveher #lovehim #pretty #fun #smile #xoxo





    Haydi
    iyi taglemeler.


    Etkili Hashtag Oluşturma Yöntemleri


    Sosyal medya kullanıcısı her geçen gün kullanıcı sayısını artırıyor. Haliyle daha fazla insanla etkileşime geçme imkanı buluyorsunuz. İnsanlarla etkileşimde bulunmak için kullanabileceğiniz Twitter’ın, en önemli özelliği ise etkili hashtag oluşturmaktır. Peki hashtag nedir, nasıl oluşturulur?





    Etkili hashtag oluşturma yöntemlerine geçmeden önce, Hashtag adı verilen “#”  işaret; daha kolayaranmasını sağlamak için belirli bir konudan bahseden bir tweeti etiketlemekanlamına gelir. Yani bir konu hakkında konuşmayı kolaylaştırmak içinkullanılır. Hashtag oluşturduğunuz da bütün kullanıcılar o konu hakkındafikirlerini belirtebilir. Bu nedenle doğru hashtag oluşturmak çok önemlidir.Doğru bir şekilde oluşturulmamış hashtagler kontrolden çıkıp, istenmeyen birnoktaya varabilir.





    Etkili hashtag oluşturmak için Yapılması Gerekenler:





    1. En iyi hashtag kısa olandır. Uzun şeyler göz yorucudur ve insanlar onları okumaktan sıkılabilir. Ayrıca Twitter da attığımız tweetler 140 karakterle sınırlı olduğu için hashtag oluştururken tutumlu olmakta fayda var.  Gereğinden uzun bir hashtag zaten sınırlı olan karakterlerimizi daha da sınırlandırır.
    2. Konuyla ilgili kelimeler seçin. Seçtiğiniz kelimeler atılan tweetlere yön vereceği için hashtag oluştururken konuyla alakalı kelimeler seçmeye özen gösterin. Seçtiğiniz kelimeler konuyla alakalı olmazsa insanların yanlış anlamasına neden olabilir. Bu da konuşulmasını istediğiniz konudan uzaklaşılmasına ve olayın başka boyutlar almasına neden olabilir.
    3. Hashtag kullanarak SPAM göndermeyin. Her yerde olduğu gibi twitterda da  insanlar rahatsız edilmekten hoşlanmaz. İnsanları taciz etmekten kaçının.
    4. Geniş kitlelere hitap ettiğinizi unutmayın. Bu yüzden fazlasıyla kişiselleştirilmiş hashtagler oluşturmayın. Ancak insanlar esprili ve komik şeylerden hoşlanır. Bu yüzden küçük kelime oyunları yapabilirsiniz. Böylece insanların ilgisini çekmeniz kolaylaşabilir.




    1. Kelimeleri okunaklı yazın. Hashtag oluştururken Türkçe karakter kullanılmaması ve kelime öbeklerinin bitişik olması gerektiği için oluşturduğunuz hashtagin okunaklı olması çok önemli. Bunun içinde büyük harfler kullanın. Yani birden fazla kelime kullanacaksanız kelimelerin baş harflerinin büyük olmasına dikkat edin.





    https://hayatgarip.com/sosyal-medya-hesabini-buyutun-sosyal-medya-yonetim-araclari/




    Etkili hashtag oluşturmak için spam yapmayın. İnsanların ilgisi olmayan kelimeleri kullanmanız faydanıza olmayacaktır. 


    Uygulamanız Appstore’da Nasıl Öne Çıkarılır


    iPhone ya da iPad için uygulamanızı geliştirdiniz ve Appstore’da Nasıl Öne çıkarabileceğinizi düşünüyorsunuz . Öncelikle Hayırlı olsun. Elbette bundan sonraki derdiniz de uygulamanızın çok sayıda indirilmesi. Peki bunu başarabilmek için neler yapmanız gerekiyor? ,





    Her ne kadar uygulamanızı sağda solda bolca yazdırıp çizdirseniz de, AppStore’un kendi içerisindeki dinamikleri pek de bildiğimiz tarzda SEO işleyen bir model değil. Bir kere App Store’da editörler var. Bunlar kelli felli, sizin benim gibi insanlar.





    Uygulamanız Appstore’da Nasıl Öne çıkar





    Olay sadece robotlara kalsaydı belki de işler daha kolay olabilirdi ama maalesef karar verici insanlar tarafından uygulamalarınız teker teker inceleniyor. Bu arkadaşlar da App Store müşterilerine en yeni ve en güzel uygulamaları bulup tanıtmanın peşindeler. Tıpkı sizin en iyi ve en yeni uygulamaları App Store’da arayıp bulma isteğinize benzer bir istekle hem de.





    Bu yüzden uygulamanızın editörler tarafından “Feature – Öne Çıkarma” edilmesi ya da “New and Noteworthy – Yeni ve Kayda Değer” kategorilerinde/listelerinde gösterilmesi demek uygulamanızın “Hoplayıver Çekirge” moduna geçmesi anlamına geliyor!





    Gelin App Store’da
    uygulamanız nasıl “Hoplayıver
    Çekirge
    ” yaparsınız bir göz atalım…





    1. Adam Gibi App Fikri





    Evet. Uygulama fikriniz
    satışı/indirilmeyi sağlayacak en önemli unsur. Uygulamanızın faydasının
    başkalarına aktarımı ne kadar kuvvetli bir dürtüyle olursa uygulamanız da o
    kadar fazla sayıda indirilir. Bu yüzden uygulamanız tam manasıyla kullanıcı
    tarafında bir değer yaratıyor olmalı. Başarılı bir uygulamanın taklitlini
    yapmanın sizi başarılı kılacağını düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz.





    2. Adam Gibi Kullanıcı Ara yüzü (User Interface, Grafik Tasarım)





    Elinizde tasarım harikası
    iPhone ve iPad var. Teknoloji ve tasarım mucizesi olan bu cihaz kullanıcı
    tarafında yaşatılması gereken bir deneyimi (kullanılabilirlik özelliği) içinde
    barındırıyor. Siz dokunmatik ekranı olan bir cihaza web sitesi benzeri bir
    uygulama yaparsanız bu konuda baştan kaybettiniz demektir. Grafik tasarım,
    kullanılabilirlik üzerinde oldukça fazla zaman ayırmanız gereken ana konulardan
    biri.  İyi bir grafik tasarımcı bulun, projenizi ona çok iyi izah edin ve
    UI (User Interface) anlamında başarılı bulduğunuz uygulamalardan bolca ilham
    alın.





    uygulama Appstore’da Nasıl Öne çıkar 




    3. Apple’la Adam Gibi İletişime Geçmek





    Appstore’da Nasıl Öne çıkar konusunda önemli bir nokta da İLETİŞİM! Biz bugüne kadar geçtik mi?Hayır, geçmedik. Bundan sonra geçeceğiz. Ama netice itibari ile uygulamanız fikir ve grafik tasarım anlamında (yukarıdaki ilk iki madde) göz dolduruyorsa(yani uygulamanıza güveniyorsanız) ne yapın edin Apple’daki editörlere ulaşmaya çalışın. Neden? Çünkü onlar da insan. Onlar da sizin harika bir uygulama geliştirdiğinizi bilmeliler!





    4. Adam Gibi “Universal App” 





    Universal App demek, bir
    uygulamanın hem iPhone hem de iPad için yapılması demektir. Uygulama sayısı
    bakımından iPad’in bu konuda halen iPhone’a göre alması gereken epey yol var.
    Bu yüzden uygulamanızı Universal düşünecek olursanız, App Store editörlerinin
    daha fazla dikkatini çekeceğinizden hiç şüpheniz olmasın.





    5. Adam Gibi Global Uygulama





    Appstore’da Nasıl Öne çıkar sorusunun en önemli cevabı belki de, Satmak amacıyla bir uygulama yapıyorsanız, uygulamayı öncelikle İngilizce yapıp yapamayacağınızı düşünün. Eğer uygulamanızı İngilizce yapabiliyorsanız, bu dilde gazlayın gitsin. Global başlamak her zaman iyidir. Daha sonra uygulamayı farklı dillerde lokalize etmeye başlayabilirsiniz. Ama yavaş yavaş! Aceleye mahal yok :) Türkçe ile başlarsanız canınız sıkılabilir. (Bizim sıkılmıştı) Ha, ücretsiz yapacaksanız o zaman sorun yok… “Türkiyeee” şak şak şak “Türkiye!” şak şak şak.-Bu yazıyı okurken uygulamasını Türkçe yapmayı düşünen ama yazıyı okuduktan sonra İngilizce ’ye dönen arkadaşlar aşağıda yorum kısmına ad, soyadı ve mail adresinizi bıraksın lütfen. Apple’ın aldığı komisyondan sonra kalan %30′unuzu da ben alacağım. Bu tüyo ile sizi o derece kara geçirdim çünkü! - Ayrıca unutmadan, App Store editörleri çok dilli uygulamaları “Feature” etmeye bayılıyor.





     6. Adam Gibi PR





    Uygulama PR’ı konusunda
    henüz uzmanlaşmış bir PR firması Türkiye’de yok. (Kim yol alırsa malı götürür
    onu da söyleyeyim! Lazım çünkü.) Uygulamanızın artık global olduğunu varsayarak
    tüm yabancı, yerli uygulama tanıtım sitelerinde veya teknoloji sitelerinde
    çıkıyor olması demek sizin için her zaman “indirilme sayısındaki artış”
    demektir. Ayrıca bu App Store editörlerinin de dikkatini çekebilir. (Unutmayın,
    ne kadar çok ağ atarsanız, büyük balık yakalama şansınız da o kadar artar.)





    7. Adam Gibi Yorumlar





    Uygulamanıza tek yıldızlı
    yorumlar alıyorsanız, Apple editörlerinin sizi Feature etmesini beklemeniz
    azıcık “Abesle iştigal etmek!” olur. Bunu yapmayın. Zaten uygulamanız 3 yıldız
    ortalamanın altındaysa yukarıdaki ilk iki maddede mutlaka bir hata yapıyorsunuz
    demektir.





    8. Adam Gibi Web Sitesi (Landing Page)





    Uygulamanıza güveniyorsanız
    bir “Landing Page” şart. Hiç değilse bir blog açın da azıcık arama
    motorlarından da trafik sağlasın.





    9. Uygulamanızı Adam Gibi Kategoriye Koyun





    Emoji karakterlerinden
    uygulama yapıp bunu “Business, İş” kategorisine koyan arkadaşım, sen neyin
    kafasını yaşıyorsun? Gerçi burada Apple’ın da ayıbı var ama kategorinizi doğru
    seçin. App Store’da uygulamanız için çift kategori seçebiliyorsunuz. Örneğin
    eğiten bir oyununuz varsa,  bunu hem eğitim hem de oyun kategorisinde
    listeleyebiliyorsunuz. Uyanıklık yapmayın!





    10. Adam Gibi Fiyat





    Her şeyi adam gibi
    yaptıktan sonra fiyatta saçmalamayın lütfen. EA Games ya da Disney değilseniz
    oyunlar $0.99-$2.99, diğer kategorilerdeki uygulamalar ağırlıklı olarak $0.99 –
    $4.99 arasında gider. Ücretsiz uygulama geliştirip, uygulamanız üzerinden reklam
    da satabilirsiniz. Tercih sizin!





    Hala feature edilemiyor
    musunuz? Beklemekle olmaz. Kullanıcılardan aldığınız geri bildirimler altın
    değerinde. Uygulamanızı bu geri bildirimleri göz önünde bulundurarak
    güncellemeye devam edin.





    Yine de uygulamanızı Appstore’da Nasıl Öne çıkaramıyor musunuz? Burada bizimle tecrübelerinizi paylaşırsanız sevinirim…


    Google Nasıl Çalışır


    Google nasıl çalışır, Backlink verme mantığı nedir? Peki ya Do follow No follow ne işe yarar öğrenmek ister misin?





     Gerçek dünyada ise backlink, alıntı (quote) yapmaktır. Şimdilerde Facebook ve Twitter gibi sosyal medya araçlarında trend olduğu üzere bir yazardan, şairden, müzisyenden, filozoftan alıntı yapıp onun söylediği derin ve güzel sözleri tekrar etmek, söz konusu yazarı, şairi, müzisyeni ve filozofu yüceltir. Onu gerçek hayattaki indekslemede ön plana çıkarır. Bugün hepimiz Shakespear’in “Olmak ya da olmamak…” sözünü, Descartes’ın “Düşünüyorum, öyleyse varım…” önermesini ve Rumi’nin “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol!” beyitini mutlaka biliriz. Bu önemli şahıslar o kadar çok “backlink” almışlardır ki gerçek hayatta ön plana çıkmayı başarmışlardır. Sadece söyledikleri güzel sözler nedeniyle değil, insanların bu sözleri benimseyip tekrar etmeleri nedeniyle indekslenmişlerdir…





    Bu nedenle bir sitenin diğer siteler tarafından referans
    gösterilebilmesi için orijinal olması, farklı bir şey söylemesi ve popüler
    olması gerekmektedir.(Popüler olan daha çok alıntılanır, alıntılanan popüler
    olur. Bu paradoks başlı başına bir makale konusudur…)





    Bu noktada Google sizin referanslanma sayınızı önemser ve dikkate
    alır. Ancak bir diğer parametreyi de mutlaka işin içine karıştırır: Pagerank





    Kısaca tanım yapacak olursak; Pagerank: Bir sitenin Google bazındaki
    önemini belirleyen derecelendirme sistemidir.





    Milyonlarca siteyi sınıflandırmaya çalışan Google, siteleri
    belirli algoritmalarla derecelendirir. Ziyaretçi sayısı, güncellenme sıklığı,
    içerik kalitesi, backlink
    verme
     ve alma kapasitesi, yazılım kalitesi, kullanıcı
    dostu anlaşılır tasarımı gibi çeşitli parametreleri değerlendirir ve bir puan
    belirler. Bu puan sizin Pagerank’inizdir. Eğer bu puan yüksek ise alıntı
    yaptığınız siteler ihya edilir, verdiğiniz backlink çok değerli olur…





    Gerçek dünyadan örnek verecek olursak; ünlü köşe yazarları
    yazılarında bir müzisyeni, grubu, filmi, tiyatro oyununu öven bir yazı
    yazdığında, yazılan kişi, grup, film, oyun, kavram her neyse değeri bir anda
    tavan yapar. Bu nedenle PR‘ı
    yapılacak ürün bir ton eşantiyon ile birlikte o köşe yazarının ayağına kadar
    götürülür! (Bkz. PR Çalışmaları)





    İşte Pagerank’i yüksek internet siteleri bu nedenle reklam
    gelirlerini arttırırlar. Backlink vermek için kendilerini ağırdan satarlar.
    Hatta linkleme yaparken “No
    Follow
    ” özelliğini kullanırlar. Yeri geldiği için bu kavramı da
    hemen açıklayalım: No
    Follow
    , Google botlarına verilen bir mesajdır, etikettir. Bu
    etiketin iliştirildiği linki Google botlarının takip etmemesini,
    indekslememesini sağlar. Yani backlink veren site alıntı yapmamış sayılır…





    Bu etiketi kullanmanın birçok sebebi vardır ancak en önemlisi
    Pagerank değerini korumaktır. Google haddinden fazla backlink veren siteyi
    fişler ve Pagerank’ini düşürür. Bunu ticari bir ilişki olarak algılar ve
    kullanıcıların yanıltıldığını düşünür. O nedenle zorunlu ihtiyaçlar dışında
    backlink vermek ticari siteler tarafından pek de tercih edilmez. ..





    Bu bilgiyi gerçek hayat üzerinden yorumlayacak olursak; az önce
    bahsettiğimiz ünlü köşe yazarları her gün yeni bir film, grup, müzisyen, kitap
    vs. önerse takipçileri tarafından sözlerinin değerini yitireceğini düşünür.
    Bunu amiyane tabirle “Ayağa düşmek” olarak yorumlayabiliriz. Bu nedenledir ki
    köşe yazarı önereceği şeylere dikkat eder, seçici davranır ve öneri hakkını
    ekonomik kullanır.





    İşte Pagerank’i yüksek sitelerin “No Follow” etiketini kullanmaları da bu
    ana nedene dayanır.





    Özetleyecek olursak;





    Google’ın çalışma prensibi gerçek dünya ile birebir aynıdır.
    Gerçek hayatta popüler olan, bilgili, kültürlü, entellektüel birinin sözleri ne
    derece önemliyse Pagerank’i yüksek olan internet siteleri de o derece
    önemlidir.





    Önemli bir kişi tarafından isminizin zikredilmesi size olan talebi
    arttırır. Pagerank’i yüksek bir site tarafından backlink almak da aynı şekilde
    sizin repütasyonunuzu arttırır.





    Sonuç olarak Google ile iyi geçinmek için kaynak olarak gösterdiği
    bilgileri iyice özümsemek ve son derece basit olan kıstaslarını yerine getirmek
    yeterlidir. Gerisi kullanıcıların performansına bağlı olarak gelişecektir…


    Backlink Analiz Aracı Alexa - Rakiplerinizi Analiz Edin


    Arama motorlarında ilk sayfayı hedefliyorsanız yapmanız gereken ilk iş potansiyel rakiplerinizi analiz etmek olmalıdır. Sektörünüzde size rakip olabilecek firmaların çalışmalarını takip edin.





    Backlink analiz aracı ile Sosyal medya pazarlama stratejilerini analiz edin. Blog’larını düzenli olarak okuyun… Ve rakibiniz olabilecek ilk 5 firmayı listeleyin. Bu firmaların arama motorlarındaki pozisyonlarını değerlendirin, ziyaretçi trafiklerini kontrol edin.





    Ciddi bir rekabet içine girebilmek için elinizde rakiplerinize ait datalar olması gerekmektedir. Bugün Türkçe olarak hizmet veren onlarca Seo Analiz sitesi var. Site adını yazdığınızda gerekli parametrelerin listelenmesi birkaç saniye sürüyor.





    Bunların dışında Alexa da siteleri kontrol etmeniz için iyi bir kaynak. Her şeyi doğru yapsanız da rakiplerinizin altında kalabilirsiniz. Bunun nedeni onların da kaliteli SEO çalışmaları içinde bulunmaları olabilir. Bu nedenle bazen rakiplerinizin taktikleriyle hareket etmeniz gerekebilir. Üst sıralara çıkma rekabeti her zaman çok adil bir süreç olmayabilir. Rakipleriniz parayla satılan backlink paketlerinden yararlanıyor olabilirler.





    Sosyal medyadaki hatırlı dostları sayesinde yanlış yönlendiren haberler yaptırabilirler. Ve hatta siyasi ilişkileri nedeniyle haksız çıkarlar elde ediyor olabilirler. Bu gibi durumlarda en iyisi işi zamana bırakmak ve Google’ın adaletine inanmaktır.  Rakiplerinizin illegal faaliyetleri sizin özgün içerik üretmeniz için itici güç olmalıdır. Unutmayın; ne kadar çok özgün içerik üretirseniz Google sizi o oranda sevecektir.





    Kısaca toparlayacak olursak; Rakiplerinizi analiz etmek için şu
    listeyi baştan sona uygulayın!..





    1: Firmanıza rakip olarak gördüğünüz ilk 5 şirketi listeleyin.





    2: Hedeflediğiniz ortak anahtar kelimelerdeki arama motoru
    performanslarını analiz edin.





    3: Alexa vb.
    derecelendirme sitelerindeki repütasyonlarını inceleyin.





    4: Ziyaretçi davranışlarını ve trafiklerini analiz edin.





    5: Sosyal
    medya pazarlama
     stratejilerini takip edin.





    6: Düzenli olarak blog’larını okuyun.


    Herkese Çay, Şakire Yok


    Herkese çay, Şakire yok! Neden Şakire yok? Çünkü Şakir şu an akıllı telefonuyla meşgul. Çay söylesen bile çayı içmeden soğutur.





    Hayat çok garip cep telefonları filan!





    Günlük
    hayatımıza konsantre olmakta zorlanıyoruz artık. Kitap okurken odaklanamıyor,
    film izlerken sıkılıyor, derin muhabbetlere giremiyoruz. Zihnimiz bölük
    pörçük.  Gideceğimiz yerlere GPS ile gidiyor, bizim için çok önemli olan
    telefon numaralarını bile hafızamızda tutmuyoruz, yani kısaca:





    SmartPhone’lara gömüldük kaldık. 





    Bu
    iletişmek değil, itişmek.





    Akıllı
    telefonlar şımarık 21.yy insanın oyuncakları mı yoksa gerçekten yaşam
    kalitemizi yükseltiyorlar mı? Hem evet hem hayır. Bu tamamen sizin eşya ile
    nasıl bir ilişki kurduğunuza bağlı. İlişki diyorum çünkü onlarsız bir
    kimliğimiz yok artık. Akıllı telefonlar  bir statü sembolü neredeyse. Bir
    yaşam tarzı. Bir aksesuar.  Modern bir oyuncak. Zaman ve konuşma öldürücü.





    Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre trafikte araç kullanırken bile akıllı telefonlarını kullanmaktan vazgeçmeyen önemli bir kitle var. Facebook durumlarını değiştiriyor ve hatta maçlara bakıyorlar.





    Kulağa uçuk bir fikir gibi gelse de bunu yapanların oranı hayli yüksek: %19. Trafikteki diğer kötü alışkanlıklarla ilgili sonuçlar ise %34′ün araç kullanırken telefondan mesaj attığını, %74′ün ise arama yaptıklarını ya da gelen aramaları cevapladıklarını gösteriyor. İstanbul ve Türkiye ölçeğinde de bu oranın hayli yüksek olduğunu söylemek yanlış olmaz.





    Akıllı
    telefonları en çok hangi amaçlarla kullanıyoruz:





    • 1. İnternete bağlanmak 
    • 2. Sosyal ağları kontrol etme
    • 3. Oyun oynamak
    • 4. Müzik dinlemek
    • 5. Çağrı yapma
    • 6. E-postalar
    • 7. Metin mesajı
    • 8. TV / film izlemek
    • 9. Okuma kitapları
    • 10. Fotoğraflar




    Akıllı
    telefonlarla ilişkimizin özeti şu: kim kimin avucunda belli değil.





    Tamam
    bir ekran çağındayınz (screen age) ama bu kadarı fazla. Bu ekranları daha yalın
    ve ‘doğal bir akış’ içinde kullanmayı öğrenmeliyiz.





    Ekran
    yüzeyseldir.
     Düz. Sığ.  Sürekli
    ekranlarla kurduğumuz bu ilişkilerle hayatı yaşamaya çalışmak bizi de
    sığlaştırır, insanlıktan çıkarır. (Yeri gelmişken simulakr – simülasyon
    üstadı Jean Baudrillard ’a bir selam çakalım.)
     Robokop
    yada zombi mood olabiliriz. Etrafımıza baktığımız her yerde ekranları
    kullanıyoruz. Ekran, ekran, ekran. Bu mudur yani? Insanlığın gelişmişlik
    düzeyinden bunu mu anlayacağız? Bu neyin kafasıdır?





    Birileri yapıyor, kazanıyor. Birileri pazarlıyor kazanıyor. Birileri satıyor kazanıyor. Ya kullananlar kazanıyor mu? Size bağlı.






    https://www.youtube.com/watch?v=F-QGEDzZ9kw




    Tamam
    bu telefonların ve benzeri teknolojilerin çok işe yarar, facilitate tarafları
    var ama bir o kadar da asimile ve deforme edici tarafları da var.





    Arasıra Teknoloji diyeti yapmak zorundayız. Aileye, doğaya ve gerçeğe dönmek zorundayız. Birlikte yenilen yemeklere, gözlerimizin içine bakarak sohbet etmeye. Gerçekten dinlemeye, ilgilenmeye, yani insan olmaya gayret etmemiz gerek.





    Son
    sözüm ‘eat pray love’ filminden gelsin: Dolce far niente.





    Dolçe
    far niente. Yani hiç birşey yapmamanın tatlılığı. Benim için güzellik, üstün
    insan budur. Uzakdoğu felsefesinde buna Wu-wei diyorlar.





    baylar
    bayanlar: Dolce far niente!


    İnternet varken Doktor'a ne gerek var!


    Doktorların sosyal medya kullanımında; hastalar ile iletişim kurma, tedavi başarısına katkıda bulunma, hastalar tarafından daha kolay bulunma ve Doktor Hasta diyaloğunda profesyonel ilişki geliştirme temel taşları oluşturur.





    Hastaların:





    %84’ü ilaçlarla ilgili
    bilgi almak için internete başvurmaktadır.





    %56.1’i bir doktor ilaç yazdıktan sonra, internette ilaç ile alakalı bilgileri araştırmaktadır. (Bunlardan birisi de benim)





    %39.5’i internette ilaç hakkında karşısına çıkan bilgiler ile o ilacı almayı bırakmaktadır. ( Ben de yorumları gördükten sonra bırakmayı düşünmedim değil.





    Peki, Doktorlar ve hastalar tarafından sosyal medya mecralarına yazılan bu kadar çok bilgi ve yorum sonrasında, bilgi hırsızlığı ve yanlış yönlendirme potansiyeli de var mı? Var elbette.





    Nitelikli içerik üreten ve mesleki bilgilerini paylaşan
    doktorlar, blog içeriklerinin kopyalandığını ve izinleri alınmadan farklı web
    sitelerinde yayımlandığını dile getiriyor. Hatta bazı site sahiplerinin sanki
    doktormuş  gibi cevap verdiğini belirtiyor.





    İşin bir başka boyutu isedoktor rolünden çok hasta olarak rol yapılması. Gartner’ın raporlarına göre 2014’te sosyal medyadaki görüşlerin yüzde 15’inin sahteolacağı belirtiliyor. İtibar yöneticisi Reputation’agöre, sahte doktor paylaşımlarını yapanların, başka bir rakip doktor olabileceğini belirtiyor ve doktorlardan başka, diğer mesleklerin de böyle bir durumla karşılaşabildiklerini belirtiyor.





    Pahalı bir sorun





    Profesyonelce yönetilmeyen, belirli bir iletişim ve etkileşim stratejileri olmayan doktorlar, yola kendi başlarına devam ettikçe, dolaylı bir biçimde mesleki anlamda zarara uğruyor, yüksek para ve zaman kaybıyla karşılaşıyorlar. Sosyal medya uzmanları hekimlerin sosyal medya ve dijital kimliğini koruması için proaktif yaklaşım göstermesinin şart olduğunu belirtiyor ve birkaç öneride bulunuyorlar;





    Dijital dünyanızı sürekli takip edin ve yönetin.





    İnternette ve sosyal
    medyada bulunan profilleriniz ve diğer mesleki bilgilerinizin kontrolünü
    elinize almanız gerekiyor. Özellikle hekimlerin gerçekten proaktif olmaları çok
    büyük önem arz ediyor ve kendilerini “Google”de arattıklarında çıkanın gerçeğin
    yansıması olması gerekiyor.





    Hekimler ve sosyal medya hakkında yazılar ortaya koymuş olan Dr.Bradley ise bunun içinde hekimlerin web siteleriniyönetmeleri, hekim görüşleri ve bilgilerinin tam doğru olması bilgilerinyayılması için hastalardan olumlu geri bildirimleri kendi çevrelerindepaylaşmalarını söylüyor. Hekimlerin “Google” aramaları yoluyla “kendi dijitaldenetimlerini” yapmalarını ve yaptıkları işlerle ilgili olarak sosyal medya veçevrim içi diyalogları takip eden “Google” alarmlar kurmalarını da belirtiyor.





    Dikkat! Hekimlerin web
    adreslerini ve yeni çıkan sosyal medya mecraların da kullanmayacaklarsa dahi
    isimlerini muhakkak almalılar. Rakiplerinizin sizin adınıza sayfalar açması ve
    sizi kötülemesini istiyorsanız o başka.





    Tanımadığınız kişilere cevap vermek zorunda değilsiniz.





    Kuşku duyduğunuz bir
    “Facebook” isteğini reddedebilseniz fakat “Twitter” üzerinde kimlerin sizi
    takip edebileceği konusunda kontrole sahip değilsiniz. Eğer bir hekim bir
    “tweet” veya yorumun arkasındaki kişiyi “Google” gibi platformda
    belirleyemiyorsa, kötü niyet sahte birinden gelme ihtimali yüksektir.





    Gizlilik araçlarını kullanın.





    Gizlilik ayarları ile
    kişisel bilgiler gizlenmemişse, bilgileriniz potansiyel kimlik hırsızları için
    bir kaynak olabilir. Günümüzde “Facebook”, “Twitter” ve “Gmail” gizlilik ve
    güvenlik konusunda genellikle iyi çalışıyor. Özellikle “Facebook bu konuda çok
    iyi, kime neyi göstermek istediğinizi gizlilik ayarlarından kolayca
    düzenleyebiliyorsunuz.”