İnternet varken Doktor'a ne gerek var!


Doktorların sosyal medya kullanımında; hastalar ile iletişim kurma, tedavi başarısına katkıda bulunma, hastalar tarafından daha kolay bulunma ve Doktor Hasta diyaloğunda profesyonel ilişki geliştirme temel taşları oluşturur.





Hastaların:





%84’ü ilaçlarla ilgili
bilgi almak için internete başvurmaktadır.





%56.1’i bir doktor ilaç yazdıktan sonra, internette ilaç ile alakalı bilgileri araştırmaktadır. (Bunlardan birisi de benim)





%39.5’i internette ilaç hakkında karşısına çıkan bilgiler ile o ilacı almayı bırakmaktadır. ( Ben de yorumları gördükten sonra bırakmayı düşünmedim değil.





Peki, Doktorlar ve hastalar tarafından sosyal medya mecralarına yazılan bu kadar çok bilgi ve yorum sonrasında, bilgi hırsızlığı ve yanlış yönlendirme potansiyeli de var mı? Var elbette.





Nitelikli içerik üreten ve mesleki bilgilerini paylaşan
doktorlar, blog içeriklerinin kopyalandığını ve izinleri alınmadan farklı web
sitelerinde yayımlandığını dile getiriyor. Hatta bazı site sahiplerinin sanki
doktormuş  gibi cevap verdiğini belirtiyor.





İşin bir başka boyutu isedoktor rolünden çok hasta olarak rol yapılması. Gartner’ın raporlarına göre 2014’te sosyal medyadaki görüşlerin yüzde 15’inin sahteolacağı belirtiliyor. İtibar yöneticisi Reputation’agöre, sahte doktor paylaşımlarını yapanların, başka bir rakip doktor olabileceğini belirtiyor ve doktorlardan başka, diğer mesleklerin de böyle bir durumla karşılaşabildiklerini belirtiyor.





Pahalı bir sorun





Profesyonelce yönetilmeyen, belirli bir iletişim ve etkileşim stratejileri olmayan doktorlar, yola kendi başlarına devam ettikçe, dolaylı bir biçimde mesleki anlamda zarara uğruyor, yüksek para ve zaman kaybıyla karşılaşıyorlar. Sosyal medya uzmanları hekimlerin sosyal medya ve dijital kimliğini koruması için proaktif yaklaşım göstermesinin şart olduğunu belirtiyor ve birkaç öneride bulunuyorlar;





Dijital dünyanızı sürekli takip edin ve yönetin.





İnternette ve sosyal
medyada bulunan profilleriniz ve diğer mesleki bilgilerinizin kontrolünü
elinize almanız gerekiyor. Özellikle hekimlerin gerçekten proaktif olmaları çok
büyük önem arz ediyor ve kendilerini “Google”de arattıklarında çıkanın gerçeğin
yansıması olması gerekiyor.





Hekimler ve sosyal medya hakkında yazılar ortaya koymuş olan Dr.Bradley ise bunun içinde hekimlerin web siteleriniyönetmeleri, hekim görüşleri ve bilgilerinin tam doğru olması bilgilerinyayılması için hastalardan olumlu geri bildirimleri kendi çevrelerindepaylaşmalarını söylüyor. Hekimlerin “Google” aramaları yoluyla “kendi dijitaldenetimlerini” yapmalarını ve yaptıkları işlerle ilgili olarak sosyal medya veçevrim içi diyalogları takip eden “Google” alarmlar kurmalarını da belirtiyor.





Dikkat! Hekimlerin web
adreslerini ve yeni çıkan sosyal medya mecraların da kullanmayacaklarsa dahi
isimlerini muhakkak almalılar. Rakiplerinizin sizin adınıza sayfalar açması ve
sizi kötülemesini istiyorsanız o başka.





Tanımadığınız kişilere cevap vermek zorunda değilsiniz.





Kuşku duyduğunuz bir
“Facebook” isteğini reddedebilseniz fakat “Twitter” üzerinde kimlerin sizi
takip edebileceği konusunda kontrole sahip değilsiniz. Eğer bir hekim bir
“tweet” veya yorumun arkasındaki kişiyi “Google” gibi platformda
belirleyemiyorsa, kötü niyet sahte birinden gelme ihtimali yüksektir.





Gizlilik araçlarını kullanın.





Gizlilik ayarları ile
kişisel bilgiler gizlenmemişse, bilgileriniz potansiyel kimlik hırsızları için
bir kaynak olabilir. Günümüzde “Facebook”, “Twitter” ve “Gmail” gizlilik ve
güvenlik konusunda genellikle iyi çalışıyor. Özellikle “Facebook bu konuda çok
iyi, kime neyi göstermek istediğinizi gizlilik ayarlarından kolayca
düzenleyebiliyorsunuz.”


Tepkiler:

0 yorum:

Yorum Gönder